Çocukların kimi zaman çok ciddi şekilde zorlandıkları sınavlara hazırlık periyotlarında yaşadıkları kaygı ve stres gibi durumlar üzerinde ailenin tutumlarının da etkisi büyüktür. Çocuğun zorlandığı durumlara bakış açısını ve stres altında verdikleri tepkileri ailenin onu yetiştirdiği dönemlerdeki tutumlarına bakarak da yorumlayabiliriz.
Çocuk, anne-babanın yeni bir versiyonudur. Birçok veli görüşmelerinde belirttiğimiz gibi, çocuğun yüzünde anne-babanın kültür ve eğitim seviyesini, karakter-kişilik yapısını, çocuğa karşı tutum ve davranışlarını rahatlıkla görebiliyoruz. Bir çiçeği çekerek büyütme şansımız yok. Balığın da bulunduğu akvaryum ortamından etkilenmemek gibi bir şansı var mı?
Kaygı, bulaşıcı özelliğe sahip bir duygudur. LGS / TYT / AYT gibi tansiyonu yüksek sınavlar, anne-babanın yanlış tutumları ile birleşince yüksek sınav kaygısı şeklinde karşımıza çıkıyor.
Bu tutumlar, sadece sınavda değil, bireyin hayatının her aşamasında etkisini gösterir. Bakınız kendi yuvasını kurmuş, çoluk çocuğa karışmış kişiler bile, kendi evine yeni bir eşya almak istediğinde, içinde, birçok soru işaretiyle mücadele etmek zorunda kalmalarından yakınabiliyorlar. Onları, kendi kazancıyla kendi evine mobilya almaktan alıkoyan içindeki bu seslerin ne olduğunu merak ediyorsanız hemen söyleyelim; mükemmeliyetçi tutuma sahip anne- babasından kendisine adeta miras kalan “Acaba ne derler? “gibi iç seslerden başka bir şey değil.
Anne-baba tutumlarını ayrı ayrı inceleme düşüncesinde değilim. Ancak konu, sınav kaygısı olduğunda anne-baba tutumlarına değinmeden geçemeyeceğim. Anne-baba tutumlarını, baskıcı ve otoriter anne-baba, ilgisiz ve kayıtsız anne-baba, gevsek tutumlu anne-baba, dengesiz ve kararsız anne-baba, koruyucu anne-baba, mükemmeliyetçi anne- baba ve demokratik anne-baba tutumu olarak sınıflandırmak mümkündür.
Bu tutumlardan kaygı artırıcı tutumların, sırayla mükemmeliyetçi anne-baba, koruyucu anne-baba ve daha sonra baskıcı ve otoriter anne-babaların, öğrencide sınav kaygısının oluşmasında önemli derecede rol oynadığını söyleyebilirim.
Mükemmeliyetçi anne-baba modeli, titiz, karamsar, kolay beğenmeyen, eksikliklere tahammülü olmayan, rekabetçi ve geleceğe odaklı kişilik yapısı ile öğrenciye negatif enerji ve kaygı yüklemede ilk sırayı alan anne-baba modelidir.
Metin, bir Anadolu Lisesinden mezun, çok başarılı bir öğrenciydi. Evde, sınav işlerinden sorumlu bakan konumunda, işitsel yapıdaki mükemmeliyetçi ve otoriter tutumlu anne buluyordu. Metin, mükemmeliyetçi annenin tutumu dolayısıyla; kaygısını, gereksiz yere abur-cubur yemeleriyle ve aşırı kiloları ile dile getiriyordu. Üstelik farkında olmadan.
Bir anlamda işe aileyle daha doğrusu anne ile başladık. Anne, kendi tutum ve yaklaşımlarının farkında değildi ve bunu fark etti. Anneye tutumlarını değiştirmesine yardımcı olduğumuzda Metin’in sınav başarısında olumlu yönde değişimler yaşandı. Kaygılarında ve dolayısıyla kilosunda da azalmalar ortaya çıktı.
Bize gerçek sınavdaki ruh halinin çok iyi olduğunu ve sanki dershanedeki bir deneme sınavına girer gibi girdiğini söyledi. O şimdi çok güzel bir puanla özel bir üniversitenin burslu öğrencisi olarak öğrenimine devam ediyor.
Metin’in annesi gibi mükemmeliyetçi tutumlu anne-babalar, çocuklarının LGS / TYT/ AYT gibi sınavlarda alacağı sonuçların, onların tüm geleceğini belirleyeceği düşüncesindeler. Ve bu sınavları hayatlarının tek seçeneği olarak görmekteler.
Oysa demokratik anne-baba tutumu dediğimiz olumlu anne-baba tutumunda, öğrenciye içten ve şartsız sevgi vardır; öğrencinin sınava hazırlık çalışmalarını ilgi ve anlayışla izleme vardır; onun iradesine değer verme vardır. Demokratik anne-baba, öğrenciye kendisiyle ilgili bazı kararlar aldırır ve alınan kararları onunla tartışır. Ona sorumluluk yükleyip kendisini geliştirmesine ve gerçekleştirmesine ortam sağlar. Onun görüşlerine değer verir. Ona sunacağı özgürlüğü de mantıklı sınırlar içerisinde tutar. Ve hemen her konuda ona iyi bir rehber olmaya çalışır.
Aşağıdaki ifadeler pozitif ifadeler olup; sınav kaygısını azaltan ve öğrenciyi başarıya sürükleyen, demokratik tutumlu bir anne-babanın sergilediği / sergileyeceği ifadelerdir:
Bir de madalyonun diğer yüzüne bakalım. Ben bu ifadeleri yazarken epeyce sıkıldım. Umarım siz bıkmadan sonuna kadar okuyabilirsiniz:
Ve bütün bunlardan sonra bazen dile gelen bazen de sessiz bir çığlık gibi derinlerden gelmek isteyen bir ses yükselir:
“Yeteeeeeeeeeeeerrrrrrr!”
Neyi söylediğiniz kadar onu nasıl söylediğiniz de çok önemlidir. Ne kadar iyi niyetle söylenmiş olsa bile kullandığımız bazı sözler, beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Anne-babalar çocuklarının kaygılarını azaltmak için söyledikleri “Kazansan da kaybetsen de sen bizim evladımızsın. Canın sağ olsun” şeklindeki ifadelerin, öğrencinin çalışma temposunu iyice düşüreceğini biliyor muydunuz? Bu ifadenin yerine “Sen bizim evladınızsın. Elinden gelenin ve yapabileceğinin en iyisini yapmanı istiyoruz. Sonuç ne olursa olsun…” şeklindeki bir ifade ise onun temposuna hız kazandıracaktır.
Eğer iyi bir konuşmacı olmak istiyorsanız üslubunuzu geliştirme ve üslup çeşitleri konusuna kafa yormalısınız. Her…
Etkili konuşma yapabilmenin temel kurallarından birisi konuşmanızı eğlenceli hale getirmektir. Eğer dinleyicilerinizin verdiğiniz mesajı en…
Etkili bir konuşma yapabilmek için dinleyicileri ikna etme ve konuşmayı sonlandırma konularına fazlasıyla önem vermelisiniz.…
Yöneticiler hem kendilerinin hem de kurumlarının başarısı için zaman yönetimi konusunda ustalaşmalıdır. Yöneticiler için zaman…
Bir konuşmanın etkili olabilmesi, konuşmaya nasıl başlandığına bağlıdır. Güzel başlamayan bir konuşma genelde güzel devam…
Etkili bir konuşma yapmak için mutlaka bir hazırlık planı yapmalısınız. Konuşmacıları birbirinden ayıran en temel…